m. mungan 'çağ geçitleri'ne
         "nazire (şiir)
 


yazan: mustafa sütlaş
baskı-dizgi-yayın: kendi yayınım
yayın yılı: mart-2020
sayfa sayısı: 140
isbn kod: -;
kişisel kod: ey-48/si-04
dosya büyüklüğü: 2,61 mb.

'öndeyi' bölümünden

on yedi yaşımdan bu yana ‘şiir’ yazmaya çabalıyorum.

şiiri çok ağır bir işçilik olarak gördüğüm için onlara “şiir” demekten hep kaçındım. benim için onlar hep ‘şiirimsi’ olarak kaldılar. kendi çevremde ve şiirlerin hitap ettiği insanların bazılarıyla paylaştım. hiç bir basılı şiir kitabım olmadı ve şiirlerim herhangi bir dergide yayınlanmadı. zaman zaman yazdığım diğer yazıların içlerinde, başlarında sonlarında ve uzun bir zamandır kullandığım kişisel sitemde zaman zaman yer aldı.

şiirimsilerim asıl olarak bir iletişim yolu olarak doğdu. sözcüklerin ifade ettiğinden daha fazla anlamları olduğu zamanlarda -ki bunlar daha çok duygusal olarak yoğun yaşadığım anlardı- kendimi onlarla ifade etmeyi yeğledim. genel olarak bir anlamın peşinde olduğum anlardı o anlar. zaman zaman da sözcüklerin ardına düşüp onların götürdüğü yerlere ulaşarak çeşitli denemeler yaptım.

bir başka denemeyi ise belirli koşul ve zamanlar içinde özel dizilere soyunarak yaptım. örneğin belirli bir süre boyunca her gün bir şiirimsi yazmak gibi. ya da belirli bir insana yine belirli bir zaman diliminde ya da sayıda şiirimsiler, dizeler üretmek gibi. bunların bazılarını e-kitap hâline getirip muhataplarıyla ve bazen de katkıda bulunanlarıyla paylaştım. genel olarak beğenildiler. önemsendiler ve çok az da olsa paylaşıldılar.

aslında yazma ediminin kategorik ayrımları olduğunu düşünmüyorum. bir yazar yazı hâlinde okunabilecek her şeyi yazabilir ve yazmalıdır da. önemli olan onun bu yöntemle ifade etmeyi seçmesi ve seçtiği bu yöntemin temel kurallarına göre yazmasıdır. burada kurallar derken o kadar katı değilim. kurallar her şeyden önce aşılmak, yok edilmek için vardır bana göre. değişim bunu gerektirir. benim söz ettiğim kurallar metnin alıcısıyla aynı noktada buluşmamızı sağlayabildiği, ona imkân tanıdığı kadarıyla vardır ve bu adlandırmaya uyarlar.

hiç saymadım ama bugüne kadar sanırım binden fazla şiirimsim olmuştur. onları bir yerde toplar zaman zaman da okur yeniden eklenecek ya da çıkarılacak sözcükler, dizeler olup olmadığını kontrol ederim. herkes için geçerli midir bilmem ama her okuyuşumda yazdığım sıradaki duyguları, düşünceleri düşünürüm. bu beni mutlu eder. hem o duygu ve düşüncelerin bende hâlâ yaşamasından dolayı, hem de işçilik anlamında eksiği fazlası olmadığını gördüğüm için.

bu kitap da böyle bir deneme. sevgili mungan’ın “çağ geçitleri” kitabı çıktığında gördüğüm kitapçılarda onu üç kere elime aldım, “şimdi değil” deyip, üçünde de geri koydum. sonuncusunda ise aldım ama okumadım. iki gün içinde neler yazmış olabileceğini düşündüm. özellikle adının bende yaptığı çağrışımlar kafamda dönenip durdu. “çağ” bugünü, içinde olduğumuz anı anlatıyor olmalı diye düşündüm. “geçit” ise hepimizin hâlini yansıtıyor olmalıydı. kendi kendime “sevgili murathan’la yaşıtız. muhtemelen aynı zamanlarda şiirle tanıştık ve belki de denemeye başladık. aynı dünyada ve aynı coğrafyada yaşadığımız için şimdi de aynı dertlerle cebelleşiyor ve düşünüyoruzdur muhtemelen” dedim ve bir karar verdim.

onun her şiirindeki bir sözcük ya da anlamdan yola çıkarak bir şiirimsi de ben yazmalıyım dedim. gördüm ki aslında o da daha kitabın başında “geçerken uğranılacak şiirler değil geçidini bulacaksın kendi içinden geçerken” diyerek tam da bunu istediğini belirtmiş. düşündüklerim doğrulanınca kararımı uygulamaya geçtim. her şiiri okudum, bitince onun içinden bir şiirimsi de ben çıkardım, diğerine geçmeden. giderek bir hesaplaşma ve kendini tartışma ve bulmaya çalışmaya dönüştü bu macera. toplam elli dört gün sürdü ve bu süre içinde on beş kez elime aldım kitabı ve her şiirine, hatta her ara başlığı için birer şiirimsi yazdım. bir kaç tane de fazlası var aslında tematik benzerlikleri nedeniyle kendimden eklediklerimle ve arka kapağındaki dahil 101 sayıda şiirimsi çıktı ortaya.

bu çalışmanın adına da değinmem gerekiyor. “nazire”sözcüğü arapça “eş, değer” anlamında kullanılan “nazir”den geliyor. dilimizdeki anlamı olarak benzetilerek ya da karşılık olarak yapılan davranış ya da söylenen söz demek. edebiyatta ise bir şairin şiirine başka bir şair tarafından aynı şekil, vezin, kafiye ve redifle yazılan şiir anlamına geliyor. bize iran edebiyatından geçmiş ve genellikle divan edebiyatında kullanılmış. bu tür yazı ve şiire “nazire yazma, tanzir, tanzir etme” de denmiş.

benim bu çalışmada yaptığım elbette divan edebiyatında olanın aynısı değil. ayrıca ben bunu “çağ geçitleri” içinde yer alan her şiir için tek tek ve şiirlere karşılık olarak da yazmadım. benim bu adı vermemin nedeni aslında sevgili murathan mungan’la aynı dertten muzdarip olduğum ve benim de bunları bu vesileyle ifade etmek istememdir. tabii ki söylenmesi gereken bu bağlamda “her ne kadar sürç-i lisân ettikse affola” demek.

bu e-kitap böyle çalışmanın sonucu olarak doğdu. yine aynı yolla paylaşıma açılacak. tabii ki başta sevgili mungan ve onun yayıncısı metis’in yayın yönetmeni sevgili müge görsoy sökmen başta olmak belirli muhatapları var ve onlara öncelikle ulaşacak.

epey bir zamandır çok olmak ve çoğalmak en önemli dertlerim arasında, bu çalışmanın ardındaki bence geçerli anlamlardan birisi, eğer bu çalışmanın bir değeri olduğunu düşünür ve bana da haber vererek paylaşırsanız siz de o çokluğa katkıda bulunmuş, dolayısıyla beni mutlu etmiş olursunuz. hem de daha çok çoğalmış oluruz.

“tüm çağ geçitlerini birlikte açmak ve aşmak dileğiyle...”

mart 2020-dereköy

iyi okumalar...

not: kitap sadece "çağ geçitleri" kitaplarını okuyanlar için hazırlanmıştır. bu koşul çerçevesinde edinmek isterseniz lütfen bana bir mesajla e-posta adresinizi bildirmeniz yeterli olacaktır. eğer okursanız o zaman da değerlendirme, eleştiri ve önerilerinizi bana yazarsanız o zaman da çok mutlu olurum.

 

 

 

  geri  

 

 

 

 

bu sayfa en son 19.04.2020 tarihinde güncelleştirilmiştir.